"Kuran'a Göre, Sapıtmadan İçki İçmek ve Milli Piyango Bileti Almak Serbesttir" Diyenlere, Kuran ile Cevaplar

"Sapıtmadan ve insanlara zarar vermeden içki içmek ve milli piyango bileti almak helal" diyen Müslümanların çıktığını görünce hem üzülüyor, hem de bir şeyler yazmak zorunda hissediyoruz kendimizi. Bu kişilerin dediği şu: "Sapıtmadan içki içmek serbesttir, kötülük sergileyip, ona buna saldırmıyorsan, düşmanlık etmiyorsan, namazlarını kaçırmıyorsan, istersen küfelik ol, günah değildir" diyorlar. Buna ek olarak bazıları da milli piyango oynamanın da diğer kumarlardan ayrıldığı, haram olmadığı iddiasındalar. Ve bu iddialarına da kaynak olarak Kuran'ı gösteriyorlar. Önce ayetleri görelim, sonra da Kuran ışığında cevaplarımızı dile getirelim:

Ey iman edenler! İçki/uyuşturucu, kumar, tapılmak için dikilen taşlar, fal okları şeytan işi birer pisliktir; bunlardan uzak durun (kaçının) ki kurtuluşa eresiniz. 

Şeytan içki ve kumarla aranıza kin ve düşmanlık sokmak, sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık son veriyorsunuz değil mi? 

Allah'a itaat edin, resule itaat edin ve sakının. Yüz çevirirseniz iyice bilin ki peygamberimize düşen vazife, sadece apaçık tebliğden ibarettir. Maide Suresi, 90-92 



Ayetlerden anlıyoruz ki, hamr, yani aklı örten, bozan, sarhoş edici maddeler -ki bunun içine uyuşturucular da giriyor-, kumar oynamak (milli piyango serbest diye bir ayrım yok), putlar ve fal okları yasaklanmış. Sakınmamız ve bunları bırakmamız isteniyor. İçki ve kumarın insanlar arasına kin ve düşmanlık sokacağına, onları Allah'ın zikrinden ve namazdan geri çevireceğine ayrıca dikkat çekilmiş. 92. ayette ise, Allah'ın buyruğuna uyun, sakının denmiş. Yüz çevirecek olursanız peygamber sadece tebliğini yapar diye buyurulmuş.

91. ayette, sayılan fiillerin, insanlar arasına kin ve düşmanlık sokmasından söz ediliyor. İçki ve kumarın helal olduğunu düşünenler, "Ben içiyorum, piyango alıyorum ama kin ve düşmanlık dolmuyorum, namazlarımı da kılıyorum" şeklinde bir savunmaya geçseler de, iş pek öyle görünmüyor. Çünkü o ayetten öyle bir izin çıkmıyor. "Kin ve düşmanlık dolmuyorsanız, uslu duracaksanız müstesna" denmemiş. Sadece Rabbimiz tarafından bir açıklama, bir nokta atışı yapılmış ve bu sayılanlar aranıza kin sokar, düşmanlık sokar, son verin, vazgeçin, bunlar pisliktir, denmiş. Yani, "Kumar oynadım ama karşı tarafa kinlenmedim, içki içtim ama kimseye düşman olmadım" gibi mazeretler geçerli değil. Bununla birlikte, "İçiyorum ama sarhoş olmuyorum, az içiyorum, yarım bardak içiyorum, sadece çeyrek bilet alıyorum" gibi mazeretler de geçersizdir, çünkü ayet sarhoş olmayın demiyor, bu sayılanlardan "kaçının", zira bunlar şeytanın pis işlerindendir deniyor. Bu durumda bir parmak dahi içki içmemiz meşru olmuyor. Çünkü ayetlerde, "İçin ama sarhoş olmayın" değil, "Bunlardan kaçının, son verin" deniyor.

Allah'ın dininde, kendi keyfimize göre bir şeyleri helal, bir şeyleri haram yapamayız. Canımız içki içmek istiyor, kumar oynamak istiyor diye kalkıp bunlara nasıl helaldir diyebiliriz ki? Biz bunu yaparsak, yarın da başkası kalkar zinayı helal kılar. Bir Müslüman böyle bir şeye nasıl cesaret edebilir? Yarın, öbür gün de birileri çıkıp, aynı mantıkla, zinayı helal kılsa ne cevap vereceğiz?

Dikkat ederseniz, Maide Suresi 90. ayette, "bunlardan kaçının" diyor. Yani bu maddeleri sadece içmekten değil, üretmekten, reklamını yapmaktan, satmaktan, hatta getir götürünü yapmaktan bile uzak durmalıyız. Nisa Suresi 85. ayetin uyarısını dikkate almalı ve kendimiz kullanmasak bile, kötü bir şeye aracı olmamalıyız.

Sapıtmadan içki içmenin helal olduğunu söyleyenlerin bir başka iddiası da, Maide Suresi 90. ayette sayılanlar için açıkça "haram" denmemesi. Oysa ki Kuran, her yapılmasını istemediği çirkin fiili haram ile ifade etmez. Ayet haram kelimesini kullanmıyor, ama "şeytan işi pislik" diyor. Bu söz yeterli değil mi? Kuran, birçok ayette, birçok kötü fiil için açık açık "yapmayın, etmeyin" diyor. Bu durumda biz bunların bize helal olduğunu mu düşünmeliyiz, yoksa "Rabbimiz, uzak dur, yapma, diyor" diyerek o fiillerden kaçınmalı mıyız? Örneğin, "Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o bir hayasızlık ve çok kötü bir yoldur (isra suresi, 32)" ayetinde zina haramdır denmiyor, yaklaşmayın, hayasızlıktır deniyor ve bu "fahşa" kelimesi ile ifade ediliyor. Böylece biz zinadan uzak durmamız gerektiğini anlayabiliyoruz. "Zina haramdır" diyecek farklı bir ayet beklentisi içine girmiyoruz.

Sana şaraptan ve kumardan soruyorlar. De ki: “O ikisinde de hem büyük günah hem de insanlar için faydalar vardır. Ama onların günahları, faydalarından daha büyüktür.” Bakara Suresi, 219 

Kuran, gerçekçi bir kitap olduğu için, içki ve kumarın bizler için faydalı olduğunu söyleyebiliyor. Bazı içkilerden bir miktar tüketmek sağlığımıza iyi gelebilir, bizi eğlendirebilir, kumar oynamak günün birinde bizi zengin yapabilir. Fakat bu menfaatler, içkiyi de kumarı da helal yapmaz. Ayet sadece "Bunlarda sizin için hem menfaat vardır hem de günah, ama günahı daha büyüktür" diyor. Günah vardır dediği şeyleri, çıkar da vardır dediği için helal kılması söz konusu değildir. Ayrıca, dikkat edin, o ikisinde (içki ve kumarda) "büyük günah" vardır deniyor. Yani içki ve kumar, "büyük günahlar" kategorisindedir diyebiliriz. Zaten Maide Suresi 90. ayet, bu sayılanları tamamen yasaklıyor.

Hurmalıkların meyvalarından, üzümlerden de sarhoş edici bir içecek ve güzel bir rızık elde edersiniz. İşte bunda, aklını işleten bir topluluk için kesin bir mucize vardır. Nahl Suresi, 67

Bu ayetten yola çıkarak, "İşte Kuran üzümlerden içki elde ettiğimizi söylüyor, demek ki içki helal" şeklinde yorumlar yapılıyor. Oysa Nahl Suresi 67. ayeti de, Bakara Suresi 219 ile aynı bağlamda değerlendirebiliriz. Yani, "Siz yeşil bitkilerden sarhoş edici bir esrar ve içilecek güzel bir çay elde edersiniz" deseydi, esrarı helal saymayacaktık. Çünkü zaten başka ayette açıkça yasaklanmış. Bununla birlikte, Nahl 67'de "hamr" kelimesinin geçmediğini, ayette geçen "sekeren" ifadesini, "şeker, hurma şerbeti, üzüm suyu, şıra" şeklinde çevirenlerin olduğunu da belirtelim.

Konuyla ilgili bir başka ayet:

Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın… Nisa Suresi, 43 

İçkinin helal olduğunu düşünenler, bu ayetten yola çıkarak da, "İşte içki içenler de namaz kılabiliyormuş, demek ki içkinin helal olduğunu söyleyebiliriz" şeklinde hatalı bir yorumda bulunuyorlar. Haksızlık edip, iftira edip, kötü zanda bulunup da aynı zamanda namaz kılanlar olabildiği gibi; içki içip de namazına devam edenler olabilmektedir. Yani Allah'ın yap ve yapma dediği şeyleri bir arada yapanlar. Örneğin, hem dedikodu yapıp hem anlayarak namazını kılan birisi olabilir. Dedikodu yasak olmasına rağmen, namazda ne söylediğimizi anlamamıza engel değildir. Burada anlamadan namaz kılmamaya dikkat çekilmiş. Sarhoşken ne söylediğimizin bilincinde olmayacağımız için, "Ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın" denmiş. Yani bu ayetten, "Hem içki içip hem namaz kılabiliyormuşuz, demek ki içki helal" çıkarımı yapmak yanlış olacaktır. Tıpkı, hem namaz kılıp hem yalan konuşan birinin, namaz kılıyor diye yalan konuşmasının helal olmayacağı gibi.

Ve çok garip ama Maide Suresi 93. ayeti, bu konuda büyük bir delil olarak görüyorlar. Halbuki Kuran'da bazı şartlara bağlı olarak Allah'ın bizleri affedeceğini söyleyen çok ayet vardır.

İman edip güzel işler yapanlar, bundan böyle haramdan sakınıp iman ederek güzel işler yaptıkları, sonra takvalarında ve imanlarında sebat ettikleri, sonra da takvalarını daha da güzelleştirerek iyilik yaptıkları takdirde, daha önce tatmış oldukları şeylerden dolayı onlara bir günah yoktur. Çünkü Allah iyilik yapan ve iyi kulluk edenleri sever. Maide Suresi, 93

Rabbimiz, takva sahibi olanlara, geçmişte Maide Suresi 90'da belirtilen suçları işlemişlerse, günahlarını affedebileceğini söylüyor. İçkiye helal diyenler, bu ayetin, sadece geçmişi kapsamadığını, şimdiyi ve geleceği de kapsadığını iddia ediyorlar. Bu iddiaya göre, inanıp takva sahibi olursak, içkimizi de içebiliyor, kumarımızı da oynayabiliyormuşuz! Oysaki Kuran'da, bu tarz pek çok ayet vardır. Allah, bundan böyle inanıp iyi işler yapacak olanların geçmişteki hatalarını affedebileceğini, kötülüklerini iyiliğe dönüştürebileceğini söyler. Bu ayet de onun bir benzeridir. Yoksa bu ayet takva sahiplerine şarap müjdelemek için inmemiştir.

Bir örnek:

Ancak tövbe eden ve güzel bir iş yapanlar müstesna. Onların kötülüklerini Allah iyiliklere çevirir. Çünkü Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir. Furkan Suresi, 70

Kuran'da daima çirkin şeyler yasaklanmıştır, hırsızlık yapmak, zina yapmak, iftira atmak, eksik ölçüp tartmak gibi. Bir fiil yasaklar/çirkinlikler kategorisindeyse o fiil başlı başına çirkin bir iş demektir. Düşünsenize, Rabbimizin çirkin sayıp bizlere yasakladığı bazı şeyler, nasıl olup da, üstelik takva sahibi olanlarımıza helal kılınabiliyor? Haşa Rabbimiz pislik olarak gördüğü bir şeyden faydalanmamız için bize izin mi veriyor? Yani, "İçki içmeyin, kumar oynamayın, ama inanıp iyi işler yapıyorsanız, takvalıysanız bunlar size izinlidir" gibi tuhaf bir sonuç ortaya çıkıyor. Yani önce içki içmeyip, kumar oynamayarak takvalı oluyoruz, sonra da içki ve kumara başlayarak hem takvalı hem takvasız oluyoruz! Kuran çelişkili bir kitap değildir, yani bir ayet size zinaya yaklaşmayın derken, bir başka ayet, takva sahiplerine zina serbesttir demez. Çünkü, başlı başına "zina" eylemi, "kötü" olarak damgalıdır. Allah bizleri hiçbir zaman kötü olarak damga vurduğu bir şeye yöneltmez.

Dikkat edelim, Kuran, Maide Suresi 90. ayette sayılanlara "şeytan işi pislik" demektedir. Bu duruma göre Allah, birkaç ayet sonra şeytan işi pisliğe mi izin vermektedir? Yani önce şeytan işi pislik diyor, sonra da takvada ileri geçmiş olanlar bu pislikleri kullanabilir mi diyor? Hayır, böyle bir şey demiyor elbette. Aksine, artık son veriyorsunuz değil mi diye soruyor. Devam ediyorsak vazgeçmemizi öğütlüyor. Kitabımız, bizleri, "Bir resulün size, nefislerinizin hoşlanmadığı bir şey getirdiği her seferinde büyüklük taslamadınız mı? (Bakara Suresi, 87)" diyerek uyarır. Örneğin, nefsimiz içki içmeyi çok arzuluyor fakat biz Allah'ın rızasını öne alıyor ve içmiyoruz. Hatta bir mertebe daha sakınıyoruz bir süre sonra ve içki içmeyi biz de kötü görmeye başlıyoruz. "Yok bu ayetler benim nefsimin isteklerine uygun değil" diyerek kibirlenmememiz gerektiğini ve yasakları keyfimize uydurup meşrulaştırmamamız gerektiğini anlıyoruz buradan.

Sapıtmadan içki içilebileceğini iddia edenlerin bir diğer delili de cennete içki ikram edilmesi. Oysa Kuran, cennette, aklı bozmayan, sersemletmeyen, sarhoş etmeyen, tertemiz bir içkiden söz ediyor. 

Üzerlerinde ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler vardır; bir de gümüş bilezikler takınmışlardır. Ve Rableri onlara tertemiz bir içki içirir. İnsan Suresi, 21 

Kaynaktan doldurulmuş kadehler dolandırılır çevrelerinde. 

Bembeyaz, içenlere lezzet sunan kadehler. 

Onun içinde aklı gideren bir şey yoktur. Ve onlar, ondan sarhoş olmazlar. Saffat Suresi, 45-47

Cennette hiç görmediğimiz, tatmadığımız nimetler hakkında pek bir şey söyleyemeyiz. Daha hiç görmediğimiz bir nimetin Migros'ta satılan şarapla birebir olduğunu düşünmemeliyiz. Allah, elbette ismi içki olduğu halde bizi sarhoş etmeyen bir içecek yaratabilir. Cennette buradakinden farklı bir hamr nehri olması, dünyadayken alkollü içeceklerin helal olduğu manasına nasıl gelebilir ki? Hele ki Rabbimiz bunları şeytan işi pislik olarak tanımlarken? Sapıtmadan içki içmenin helal olduğunu savunanlar, "içki haram demek Allah'a iftiradır" diyecek kadar ileri gidebiliyor ve şu ayeti delil diye sunabiliyorlar:

Yalan düzerek Allah'a iftira etmek için, dillerinizin uydurma nitelendirmeleriyle "Şu helaldir, şu da haramdır!" demeyin. Yalan düzerek Allah'a iftira edenler kurtulamazlar. Nahl Suresi, 116

Oysaki aynı ayette, bir şeyler uydurup da "şu helaldir" diyene de Allah'a iftira etmeyin deniyor. Yani helali haram kılmak kadar, haramı helal kılmak da sakıncalıdır. Gel gör ki bu ayeti delil olarak kullananlar aynı ayeti kendi üzerlerine alınmıyorlar maalesef.

Müminler, Maide Suresi 90. ayette sayılanlardan da, Kuran'ın tümünde sayılan kötülüklerden de uzak durmalılar ve Rablerinden sakınmalılar. Buradayken kendimizi Migros'un içki reyonundan uzak tutabilirsek, cennette, Rabbimizin temiz ve sarhoş etmeyen içki ikramlarına layık kullar olabiliriz Allah dilerse.


(Bu yazıyı sitemizden de okuyabilirsiniz: http://allahateslim.com/kuran'a-göre-içki-ve-kumar)




2 yorum:

  1. 1.YORUMUM

    Biber deyince insanların aklına genellikle ”acılı” olduğu gelir. Oysa tüm biberler acılı mı? Hayır acısız hatta tatlı biberler var. Allah, bu dünyada hiç tatlı biber yaratmasaydı, hiç tatlı biber tatmasaydık, dünyadaki tüm biberleri acılı yaratsaydı ve sonra da ”cennette tatlı biber olacak” deseydi…Bazılarımız da bu sefer çıkıp diyecekti ki ”Allah acısız biber yaratacağım diyor ee biber acılıdır, mantık hatası olur bu durumda” ve itiraz edecekler, paradoks diyecekler, belki de bibere başka anlamlar vermeye çalışacaklardı �� ve düşünelim, gerçekten varsayalım ki, Allah dünyada hiç tatlı biber yaratmamış olsun, hepsi acılı olsun ve ”cennette tatlı biber olacak” desin. ”Allah takdir ederse yapar” deyip geçenler ”ya nasıl olacak acaba, biber tatlı mı olur?” diye de içinden geçirecekti. Tatlı olarak gördüğümüz yaş pasta için ”cennette biberli yaş pastalar olacak” der gibi tuhaf gelecekti. Cennete gittiğimizde, dünyada hiç tatlı biber diye bir kavram oluşmadığından ve hatta hepsi acılı olduğundan, bizim için biber = acılı olduğundan, cennete gidip tatlı biber görüp tadınca ”aa demek ki oluyormuş” diyecek ve durumu anlayacaktık.

    Bazıları da hamr (alkol/uyuşturucu/aklı örten)’ı işte tam da böyle dünyadaki hamr bizi sarhoş eder baş ağrıtır, diyerek, ”cennette baş ağrıtmayan sersemletmeyen hamr paradokstur” sonucuna varıyor. Hayır, sersemletmeyen/aklı örtmeyen hamr olur, Allah isterse yaratır, aynı dünyada tüm biberleri acı yaratsa ve sen biberi = acılı diye kodlasan buna rağmen cennette tatlı biber yaratabileceği gibi.

    İşin ilginç yanı, cennetteki hamr’ın sarhoş etmeme özelliğini takdir edemeyenler, ”yanmayan ağaç mı olur, ağacın özelliği yanıcı olmasıdır, demek ki cehennemdeki ateş mecazi” diye itiraz edenlere, ”Allah isterse farklı fiziki özellik koyarak yanmayan ağaç yapar ve sen ona gene ağaç dersin” diye cevap verebiliyor.

    Allah 1 şeyden 1 özelliği çekip alabilir ve o şeyin sana göre birinci özelliği o çekip aldığı şey bile olsa, sen hala aynı ismi Ahirette, o maddeye vermeye devam edebilirsin. Allah, ağacı ağaç olmaktan çıkartır, başka bir şeye çevirir ve ona gene ağaç ismini de verebilir. Ayrıca, Enis Doko’nun da anlattığı gibi, Allah dilerse senin aklındaki mantık yasalarını bile değiştirebilir. Yani, oradaki hamr belki başka türlü bir sarhoşluk verecek, belki bu dünyadaki gibi değil, belki gene sarhoş eden ama bu dünyadaki gibi sarhoş etmediğinden, ”sarhoş etmeyen” bir tanımla anlatılıyor?

    Ayrıca, bu kişiler ”sapıtmayacak kadarı helal” diyerek hamr’ı serbest ediyor ya, burada en sapıtmayan kişi bile 10 bardakla sapıtmayan olsun diyelim…Belki orada öyle bir dayanıklılık olacak ki, 100 bardak içsen bile sapıtmayacaksın. Dayanıklılığın farklı olacak.

    YanıtlaSil
  2. 2.YORUMUM

    Zaten hamr’ın sayıldığı ayet neydi:
    Ey iman edenler! İçki/uyuşturucu (HAMR), kumar, tapılmak için dikilen taşlar, fal okları şeytan işi birer pisliktir; bunlardan uzak durun (kaçının) ki kurtuluşa eresiniz. (Maide-90)

    Bakın burada sayılan 4 maddede aynı yasak konumunda.
    – hamr
    – kumar
    – putlar
    – fal

    Yani sen, hamr bir yere kadar serbest olabilir diyorsan, fal için de put için de aynısını söylemelisin. E çünkü, hepsinin yasaklık ifadesi aynı. Hepsini peş peşe sayıp hepsini aynı anda kapsayarak bir açıklama getiriyor. Eğer sen, birine tamamen yasak diyorsan, diğerine de tamamen yasak diyeceksin. Birine ”birazı helal” diyorsan, diğerinin de ”birazı helal” diyeceksin. Sizce falın birazcığı helal midir? Mesela inanmıyoruz deyip sırf eğlencesine bakacaksak helal midir? Mesela işimizi ona göre ayarlamayacaksak da helal midir? Mesela tapınma putu dikebilecek miyiz(?) tövbe haşa. Herkes kendi vicdanına sorsun bu soruyu.

    Son olarak, şu noktaya da değinmek isterim.
    Zaten sizin de yazıda verdiğiniz ayette, ”alkol/uyuşturucuda hamrda sizin için yarar da vardır ama GÜNAHI FAZLADIR” demiş. Yani sen alkolü içtiğinde, sana bir yararı dokunsa bile (keyiflendirmesi/sağlığa ufak bir katkısı vs), GÜNAHI BÜYÜKTÜR. Yani sen günah almış oldun. (Başka konularda da benzer anlatımlar yapılabilir. Faizden cehennemlikler fayda hayır görebilir ama günahı büyüktür dolayısıyla günaha girmiş olurlar)

    YanıtlaSil