Hugh Herr, Biyonik Bacaklar ve Allah'ın Yaratması


Hugh Herr, insanlığa ümit veren önemli kişilerden biri. Adam bacaklarını kaybetmiş, sonra bilim adamı olup kendine biyonik bacaklar yapmış ve söylediğine göre çok da güzel olmuş. Nasıl yapmışsa insan bedeni ile bir makineyi birleştirmiş. Biyonik bacağı, sinir sisteminden emir alır hale getirmiş.

Günlük yaşantımızda zerre umursamadığımız bacaklarımızın ne kadar büyük bir lütuf olduğunu görmek lazım. İnsanlar Allah'ın yarattığı bu et ve kemik parçasının yapayını yapmak için yırtınıyorlar. Belli ki bu bacaklarda bir tasarım var. Hugh Herr biyonik bacak tasarlıyor, ama bizim etten kemikten bacaklarımızı kimse tasarlamıyor! Nasıl oluyor bu iş?

Elbette böyle bir şey olamıyor. Herr nasıl tasarımlıyorsa, nasıl tasarımcıysa, Yaratıcı da her şeyimizi tasarımlamış. Çok basit. Biz zaten Yaratıcı'nın tasarımını taklit ediyoruz ve O'nun verdiği potansiyel ile, bilgi ile bir şeyler gerçekleştirebiliyoruz.

Mantığımız şu, unutmayın: Herr biyonik bacakları tasarlıyor, şahane bir tasarım yapıyor, hiçbirimiz o bacakların kendi kendine oluştuğunu düşünmüyoruz. Bu durumda, anne karnındaki bacakları tasarlayıp oluşturan bir Güç mü ararsınız, yoksa bunları tesadüf eseri atomlar yaptı mı dersiniz? Elbette aklını çalıştıran ve kibirden uzak her kişi ilkini tercih edecektir.

En minik bir sıkıntıda içimiz daralıp ümitsiz oluyoruz, bu adamsa dağa tırmanırken donup bacaklarını kaybediyor ve biyofizikçi oluyor. Allah korusun bizim başımıza gelse herhalde çıldırırdık. Ufacık sıkıntılarda ne kadar da ümitsiz oluyoruz, güçsüz oluyoruz. Herr bu konuda bizlere güzel bir örnek. Bir de bizim bacaklarımızın sağlam olduğunu hesaba katarsak, iyilik için ondan daha fazla çalışmamız gerekiyor.

Hugh Herr Allah’a inanıyor veya inanmıyor, inanıp inanmadığına dair bir noktaya değindiğini görmedim konuşmasında. Ama Allah'ı da çok andığını söyleyemeyeceğim. İnanç meselesi zaten onun kendi sorunudur. Fakat Herr olsun, bir başka bilim insanı olsun, bunlar ateist de olsalar, bu hiçbir şeyi değiştirmez ve bizim bunların çalışmalarından faydalanmamızı ve Allah'ın yüceliğini takdirimizi engellemez.

Ateistler de teistler de bir şeyler üretebilirler, bilim adamı olabilirler. Ama bazı insanlar var ki, bilimi kendi tekellerinde zannederler ve hem Allah'a inanıp, hem de bilim adamı olunamayacağını zannederler. Bu çok hatalı bir bakış açısıdır. Çünkü hem Allah'a iman edip, hem de bilim dünyası ile uğraşan güzel insanlar mevcuttur.

Anne karnında ancak Allah'ın bilgisi ile oluşabilen bacaklarımız, birer mucize ve nimettir. Allah'ın verdiği bilgi ve akıl ile, bacağı olmayanlara kullanışlı biyonik bacaklar tasarlamaksa yine müthiş bir güzelliktir. Merak etmeyin, Allah'ın yarattığı bacakları övüp de bu biyonik bacakları elbette kötülemeyeceğim. Çünkü biyonik bacakları da Allah yaratmıştır. Tıpkı böbreklerin ve diyaliz makinesinin asıl yaratıcısının Allah olması gibi. Bu ikisini yarıştırmayı yanlış buluyorum. “Bir tarafta, bilim insanının yarattığı fotoğraf makinesi, diğer yanda, Allah’ın yarattığı gözlerimiz” şeklinde, Allah’ın yarattığı iki şeyi yarıştırmaktan kurtulmalıyız. Gözlerimizi Allah yarattığı gibi, fotoğraf makinesini de Allah yaratmaktadır. Hepsi Allah'ın evrene bahşettiği potansiyel ile oluşuyor. Kuran, Allah’ın delillerinden olarak sadece doğa olaylarını değil, insanların yaptığı gemileri de örnek gösterir:

O'nun ayetlerindendir ki, size rahmetinden tattırsın; gemiler, buyruğu ile akıp gitsin. Lütfundan nasip arayasınız ve şükredebilesiniz diye, rüzgârları müjdeciler olarak gönderir. Rum Suresi, 46

Gök boşluğunda, bir emre boyun eğdirilmiş olan kuşlara bakmadılar mı? Onları Allah'tan başkası tutmuyor. Bunda, inanan bir topluluk için elbette ki izler işaretler vardır. Nahl Suresi, 79

O nedenle bir kuş ile bir uçağı yarıştırmamalıyız. Kuşu yaratan da, bilimi kullanarak uçağı ortaya çıkarmamızı sağlayan da Allah’tır. Yumurtadan yeni bir canlı çıkartan da, bizi bilim öğrenmeye teşvik eden de Allah’tır. Bizler kafamızı çalıştırıp materyallerle bir şeyler tasarımlıyorsak, elbette asıl olay, bizi bir şeyler tasarımlayabilecek kapasitede yaratan Allah'ın yüceliğidir.


Sizi de yaptığınız şeyleri de Allah yaratmıştır. Saffat Suresi, 96









Hiç yorum yok:

Yorum Gönder