Biz Seni Onların Üzerine Bekçi Göndermedik

Bazıları kendi işlediği günahlara bakmadan ahlak bekçiliği yapmayı çok sever. Başkalarının yaşantısına, giyim kuşamına, eylemlerine karışayım ister. Fakat şöyle bir durum var: Eğer sen ahlak bekçisi olursan, senin ahlak bekçin kim olacak? Sen ahlak bekçiliği yapacak kıvama hangi ara geldin de milletin hayatına, kılık kıyafetine, misafirine, dışarıda dolaşmasına karışabiliyorsun? Normal zamanda içki içene, Ramazan’da da yemek yiyene saldıran kafa, bu kafa işte! Sosyal medyada, orada, burada görüp de, millete ahlak dersi veren kafayla aynı kafa! Tecavüze uğrayan kız haberine, “Gece 3’te sokakta ne işi var bu kızın? Vardır onda bir numara…” diyen, ahlaksız ahlak bekçileridir bunlar!

Kuran, içki içene saldır mı diyor? Oruçluyken karşınızda yemek yiyen olursa onları döv mü diyor? Şort giyen kadına tekme at mı diyor? Bunların hiçbirini söylemiyor. Kuran, “Dinde zorlama yoktur” diyor (Bakara Suresi, 256). Bu ne demek? Kimseye karışamazsın demek, kimseyi zorlayamazsın demek. Eğer Müslüman olduğun iddiasındaysan, İslam’a uygun davranmayanlara hiçbir şey yapamazsın. Herkesin hak ettiğinin karşılığını Rabbimiz verecek. Ahirete inanan bir insansan, mecbur ahireti, yani herkesin yapıp ettiğinin karşılıklarının verileceği günü bekleyeceksin. Bunun başka çaresi yok. Sen insanlara bekçilik yapmakla, onlara müdahalede bulunmakla Müslümanlık olur sanıyorsun, ama öyle değil! Asıl Müslümanlık, kimseye karışmamakla, kendi takvamıza bakmakla oluyor! Kuran’daki ayetler kimseyi zorlayamazsın diyor:

Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzündeki insanların hepsi toptan iman ederdi. Hal böyle iken, mümin olmaları için insanları sen mi zorlayacaksın? Yunus Suresi, 99


Öyle cahil ahlak bekçilerimiz var ki, ahlakı sadece kadınların giyim kuşamından ibaret sanıyorlar! Yalancı olun, size asla karışmazlar. Dedikodu yapın, karışmazlar. Adaletsizlik yapın, ağızlarını açmazlar. Onun bunun hakkını yiyin, yine kimse bir şey demez. Ta ki, siz o taytı giyene kadar veya siz o çocukla buluşana kadar! Nasıl yani? Bu ahlak bekçilerinin ahlak diye tanımladığı şey, neden hep kadınlar üzerinden ve neden hep onların giyim kuşam ve özel hayatı üzerinden gidiyor? Kim öğretti bu ahlak anlayışını size? Peki size bu bekçilik görevini kim verdi? Hayır, tamamen cahil, adaletsiz ve ikiyüzlüsünüz!

Kuran’a göre peygamberin bile bekçilik görevi yokken bu hayatlarımızın ahlak bekçileri de kim oluyor? Kuran’a göre peygamber olsan bile kimsenin hayatına müdahale edemezsin, kimseye bir şey dayatamazsın. Koskoca peygamber, ki hepinizden daha mümindir emin olun, insanlara ayetleri tebliğ edip gidiyor, ötesine karışmıyor, ben sizin üzerinize bekçi değilim diyor. Zaten ondan önce, o peygamberi de yaratan Rabbimiz söylüyor bunu: “Biz seni onların üzerine bekçi göndermedik” diyor. Bu ne demek? Ayetleri bildir ve kendi hallerine bırak demek. Çünkü Rabbimiz biliyor işin ucu bir kaçarsa tutamayacağımızı. Bugün giyimine karıştığın insanın yarın hayatına karışacaksın ve ona kim bilir Allah’ın yasaklamadığı neleri yasaklayacaksın!

Resule itaat eden Allah'a itaat etmiş olur. Yüz çevirene gelince, biz seni onların üzerine bekçi göndermedik. 
Nisa suresi, 80

Eğer yüz çevirirlerse, biz seni onlar üzerine bekçi göndermemişiz. Sana düşen, tebliğden başkası değildir. Biz insana, bizden bir rahmet tattırdığımızda, onunla sevinip şımarır. Kendi ellerinin hazırladığından bir kötülük başlarına sarılınca, bakarsın insan, alabildiğine nankörleşmiştir. Şura Suresi, 48

Ben bu ahlak bekçiliğini büyük kibir, ikiyüzlülük ve haddini bilmezlik olarak görüyorum. Düşünsenize, hangimiz çıkıp da takva olarak kendini yeterli görüp de ahlak bekçiliğine soyunabilir? Peygamber dahi olsan böyle bir şeye soyunamazsın. İnsanlara yapabileceğin şey en fazla öğüt vermekten ibarettir. O öğüdü de ancak seni dinlemek isteyene verebilirsin.

Eğer Allah dileseydi, şirke batmazlardı. Biz seni onlar üzerine bekçi yapmadık. Sen onlara vekil de değilsin. 
Enam Suresi, 107

İşte sizlere ayetleri sunuyorum. Sizce bu arsız ahlak bekçileri bu ayetleri okumuş mudur? Hiç sanmıyorum. Kuran’ı okuyacak olursanız İslam’ın inanmayana bile ne kadar saygılı yaklaştığını daha iyi anlarsınız. Ayetleri okuyup üzerine düşündükçe; insanları zorla çarşafa sokan, zorla namaz kıldıran, onları zorla Müslüman diye kodlayan yetki sahibi insanların, ülke yöneticilerinin, Kuran’dan nasibini almamış olduklarını daha iyi anlıyorsunuz. Allah bizi böyle zalimlerin elinden korusun. Müslümanım diyen biri Müslümanım diyen bir başkasından korunmak için dua eder mi? Ediyor işte. Çünkü bir grup, Kuran’ın dediğinin aynısını diyorken; diğer grup, Kuran’a aykırı davranıyor, başka şeyleri din sanıyor ve kendi yükümlülüklerini başkalarına dayatıyor!

Tabi bu yazıdan, "herkes istediği eylemi yapsın, kimse ona karışmasın" gibi bir mana da çıkarmamak gerekir. Kuran, toplum zararına olan bazı konularda bir savunma ve cezalandırma sistemi öngörür. Toplumun huzurunu kaçıran, bozgun çıkaran kişiler hakkında, "herkes özgürdür, kimse kimseye bekçi değildir, o halde isteyen istediği zulmü de sergileyebilir" demez; bunun yerine cezalandırmayı, kötülüğe karşılık vererek savunmayı serbest bırakır, hatta bazı cezaları kendi belirler. Neye tepki gösterip neye gösteremeyeceğimizin ayrımı ise, herkesin kendini bekçi ilan etmesiyle değil, Kuran'a bakarak olur. Bununla birlikte, iyiliği emredip kötülükten sakındırmaktan bahseden ayetleri de bu hususla ilgili değerlendirebiliriz. 

Allah, Kuran’a uyan müminleri, bu ahlaksız ahlak bekçilerinin kötülüğünden korusun.

Size Rabbinizden gerçeği gösteren deliller gelmiştir. Artık görenin yararı kendisine, körlük edenin zararı da kendisinedir. Ben sizin üzerinize bekçi değilim. Enam Suresi, 104


(Bu yazıyı sitemden de okuyabilirsiniz: http://allahateslim.com/biz-seni-onlar-üzerine-bekçi-göndermedik)





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder